Halbuki ne güzel laftı " hoşça bak zatına!" (...) Peki ya bir adım ötesi? Dilimiz dönüyor mu ona? " Hoşça bak zatına, hoşça bak cümle kainata"
Ama artık her şey yepyeni bir yolda yürüyecek. Hayata izin vermemek, geçmişe izin vermemek saçmalık. Daha iyi, çok daha iyi yaşamak için dövüşmek gerek...
İşte kadın her şeye kadir bir güçtür.
Bir yerde bilinçsiz halde serilip yatmış, yaşamla ölüm arasında kalmışken, kendimizi başka bir yerde buluyoruz.
Ben bu âleme onun yaşayabilmesi için geldim. Ve onun yaşayabilmesi için buradan gidiyorum.
Çünkü insanın çekileceği en güzel yer kendi içidir.
İyi bir yüreğin olursa, kapkara bir zenci de olsan güzel ve sevimli bir yüze sahip olabilirsin. Oysa kötü bir yürek, en güzel yüzü bile çirkin ve sevimsiz kılabilir.
“Demek çok seviyorsun onu?” “Deli gibi.” “Git öyleyse!”
.... çok ama çok uzun zaman sonra ilk kez birlikte güldük. Eski günlerdeki gibi, hayat daha önümüzde upuzun bir yolmuş gibi güldük, daha yaşanacak yazlar ve de kışlar varmış gibi.
"Alıştığın şeyleri değiştirmeye korkuyorsan, kendini sürekli pamuklara sarıp koruyorsan işte o zaman hayat çok zor," dedi.
Sadece bir anne koşulsuzca sevebilir.
Aradığın da seni arıyor.
Biliyorum ki hiçbir şey seni geri getirmeyecek ve yine biliyorum ki hiçbir şey seni bendengötürmeyecektir...AYZ
Ne güzel anlatmış Cemal Süreya bir kalpten soğumayı : "Baktım sana kızgın değilim, kırgın değilim, dargın değilim; kısacası artık, ben sana 'hiçbir şey' değilim..."
Bazıları şiir sevnez,çünkü onların yaraları yoktur. Yaraladıkları vardır. Atilla ilhan