Dizi, maddi sıkıntı içinde olan 456 oyuncunun, ölümcül çocuk oyunlarında hayatlarını riske atarak 45,6 milyar ₩ ödül kazanma şansı için yarıştığı gizli bir yarışmayı konu alır. Dizinin adı, Kore çocuk oyunu olan ojingeo ("kalamar") oyunundan...
Dizi, maddi sıkıntı içinde olan 456 oyuncunun, ölümcül çocuk oyunlarında hayatlarını riske atarak 45,6 milyar ₩ ödül kazanma şansı için yarıştığı gizli bir yarışmayı konu alır. Dizinin adı, Kore çocuk oyunu olan ojingeo ("kalamar") oyunundan gelmektedir.
Uyuyor. Sıra dışı kaderine rağmen yaşayıp gidiyordu: Meleğinden ayrılmak onu öldürdü. Ölüm öylece geldi,günün yerini geceye bıraktı.
~Sefiller...
Uyuyor. Sıra dışı kaderine rağmen yaşayıp gidiyordu: Meleğinden ayrılmak onu öldürdü. Ölüm öylece geldi,günün yerini geceye bıraktı.
~Sefiller
-Victor Hugo
Bir bahar dalında titreyen son çiğ tanesi gibi
seni bekliyorum hâlâ.
Ama beklemek artık kanat çırpmıyor içimde,
yalnızca ağır ağır kanıyor.
Gözlerinle başlayan her cümle
şimdi boğazımda yarım kalıyor.
Söylediğim kelimeler sana aitti...
Bir bahar dalında titreyen son çiğ tanesi gibi
seni bekliyorum hâlâ.
Ama beklemek artık kanat çırpmıyor içimde,
yalnızca ağır ağır kanıyor.
Gözlerinle başlayan her cümle
şimdi boğazımda yarım kalıyor.
Söylediğim kelimeler sana aitti aslında;
ben onları sadece ödünç almıştım.
Şimdi hepsi yabancı bir dil gibi
dökülüyor dudaklarımdan.
Aşk dediğin şey
birinin sana “sen” demesiyle başlıyor sanıyordum.
Meğer en derin yeri,
o “sen” kelimesinin çekildiği anmış.
Geriye kalan boşluk,
kendi yankısını dinleyen bir kuyu gibi
dibe doğru büyüyor.
Bazen rüyada sana sarılıyorum
ve uyanınca yastıkta bıraktığın koku yok.
Sadece ter kokusu var
ve yenilmişliğin tuzu.
Parmak uçlarım hâlâ senin saçlarını arıyor
gece yarısı karanlıkta;
kör bir piyanist gibi tuşlara dokunuyorlar
ama hiçbir nota çıkmıyor.
Çünkü sen
o müziğin ta kendisiydin.
Biliyor musun,
sen gidince ben de tam gitmedim aslında.
Bir parçam kaldı senin en sevdiğin kafede,
masanın kenarındaki çiziklerde,
sigara dumanının aldığı son şekillerde
ve garsonun her seferinde
“aynı yer mi?” diye sormasında.
Başka bir parçam kaldı
senin en sevdiğin şarkının nakaratında.
Her dinleyişte kalbim
aynı yerden kırılıyor,
aynı cümlede:
“Gitme” diyemediğim o anda.
En kötüsü ne biliyor musun?
Seni özlemek artık yetmiyor.
Özlemek hafifletmiyor bile.
Sadece bir alışkanlığa dönüşüyor
ve bu alışkanlık
beni yavaş yavaş sana benzetiyor.
Artık ben de senin gibi
yağmur yağdığında cam kenarına oturuyorum,
aynı dalgınlıkla bakıyorum dışarıya
ve aynı soruyu soruyorum kendime:
“Acaba o da şimdi bir yerlerde
aynı yağmura mı bakıyor?”
Aşk,
birinin seni terk etmesiyle bitmiyormuş.
Asıl o zaman başlıyormuş.
Çünkü geriye kalan her şey
seninle ilgili oluyor;
acı bile
senin adını taşıyor.
Ve ben hâlâ
seninle ilgili acıyı taşıyorum,
sanki bir gün geri dönecekmişsin de
“Bunu neden sakladın?” diye soracakmışsın gibi.
Ama biliyorum.
Dönmeyeceksin.
Dönüş biletin yok.
Ve ben o biletsiz bekleme salonunda
hâlâ en ön sıradayım.
Seni sevmek,
sonsuza kadar yarım kalmayı kabul etmekmiş.
Ve ben kabul ettim.
Yarımım.
Ama hâlâ
senin yarımının içindeyim.
İşte bu yüzden
her gece aynı duayı ediyorum:
“Tanrım,
eğer onu geri getirmeyeceksen
bari beni ondan tamamen kurtar.
Ya da hiç değilse
onu özlerken bile
güzel özlemeyi öğret bana.”
Çünkü sen gidince kalan
hâlâ çok güzel bir şeydi
ve ben o güzelliği
yavaş yavaş kaybediyorum.
Ama yine de…
hâlâ
sen.
Seni.
Hâlâ.
Sen.
📍📍"Bunu hiç unutma evlat! Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı; devam edegelen sömürgeciliği, döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur."
Aliya İzzetbegoviç
Bir süredir sitede paylaşım yapmıyordum...
📍📍"Bunu hiç unutma evlat! Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı; devam edegelen sömürgeciliği, döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur."
Aliya İzzetbegoviç
Bir süredir sitede paylaşım yapmıyordum ama bugün önemli bir konuyla geldim. Gündemimizdeki olaylardan haberdar olanlar vardır yoksa araştırmanızı rica ederim. Eskiden bu tür şeylerde paylaşım yapmanın faydasız olduğunu düşünürdüm ama sürü psikolojisi diye bir şey var. Herkes tepki gösterince insan vicdanını sorguluyor. Burda konuyu uzatmayacağım çünkü sitemizin konusu farklı, sadece benim de yeni öğrendiğim bir durumu paylaşmak istedim.
"Sessizlik suça ortaklıktır."
okuduğunuz için şimdiden teşekkürler.📍📍