Bir şeyi reddetmek sizde suçluluk duygusu yaratırken, rıza göstermek ardında bir kırgınlık bırakacaksa suçluluğu tercih edin. Kırgınlık ruhun intiharıdır.
Bir şeyi reddetmek sizde suçluluk duygusu yaratırken, rıza göstermek ardında bir kırgınlık bırakacaksa suçluluğu tercih edin. Kırgınlık ruhun intiharıdır.
Senden vazgeçiyorum
Defalarca denedim, ihtiyaç duyduğunda sana ulaşmayı denedim.
Bana ben olduğum için kızdığın her şeyimi bize uyumlamayı denedim.
Sana sende olduğu için kızdığım her şeyini anlamayı ve ortak bir yol bulmayı...
Senden vazgeçiyorum
Defalarca denedim, ihtiyaç duyduğunda sana ulaşmayı denedim.
Bana ben olduğum için kızdığın her şeyimi bize uyumlamayı denedim.
Sana sende olduğu için kızdığım her şeyini anlamayı ve ortak bir yol bulmayı denedim.
Beklediğinde baş ucunda kaldım, istediğinde yalnız bıraktım.
Yollar aradım, senin için, benim için, ilişki için.
Susarak, konuşarak, tartışarak, giderek, kalarak denedim.
Tamir ettiğim tekrar kırıldı, hayal kırıklığım anlaşılmadı.
Başka zamanlarda aynı yerlerden canım acıdı.
Belki gitmemi göze aldın, belki gideceğime inanmadın, belki de içten içe gideyim istedin.
Neyi istediğimi duymadın, kendine bakmaktan beni görmedin.
Neye üzüldüğümü dinlemedin.
Benimle birlikte kutlanacak iyi bir günün veya dertleşecek kötü bir günün hayalini artık kurmadığını anladım.
Senden vazgeçiyorum.
Benim de bitebilen bir gücüm var.
İnsanım...
İnsan kendisinden beklenen bir adım kalmadığında ve vazgeçtiğinden hiçbir beklentisi olmadığında vazgeçer.Bazen gürültülü bir hesaplaşmayla, bazen sessiz bir yasla vazgeçer.
Çoğunlukla terk ettiğinde ya da terk edildiğinde değil, içinde ona ait son umut bittiğinde vazgeçer.
Ben de senden vazgeçiyorum.
Senin yanında ben kendim değilim.
Seni mutlu etmek için kendimi üzmekten yoruldum.
Zamanı geldiyse artık ben alamadığım her duygumun sorumluluğuna alıyorum.
Seninle geçirdiğim güzel anıların artık seninle yenilenemeyeceğini biliyorum.
Bugün, artık elimden gelen her şeyi yaptım, diyebiliyorum.
Üzgünüm ama elbette toparlanırım.
Ben artık kendimden vazgeçmemek için senden vazgeçiyorum. “
-Gökhan Çınar
" Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi alevden ;
Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu... "
> Hüseyin Nihal Atsız
Ateş Lordu gökyüzüne doğru elini uzattı, artık kanatları vardı, artık geceye ve güne dokunabiliyordu ama artık yıldız orada değildi. Boşluğu, sadece boşluğu kavrayan parmaklarını sıktığında gözlerinden yaşlar süzüldü. Üst üste gözlerini kırpıştıran...
Ateş Lordu gökyüzüne doğru elini uzattı, artık kanatları vardı, artık geceye ve güne dokunabiliyordu ama artık yıldız orada değildi. Boşluğu, sadece boşluğu kavrayan parmaklarını sıktığında gözlerinden yaşlar süzüldü. Üst üste gözlerini kırpıştıran mavilikler yoktu, neşeli kıkırdamalar yoktu, gelecek ihtimali ve bedellerin mükafatı da nihai sonucu da yoktu. Sadece yokluğu vardı.
"Gela!" diye feryat etti. Eteklerine dolanan küçük bir çocuk gibi ağladı. "Onu bana geri ver, Gela..."
Hareket edemedi. Bir adım daha atamadı ve kendini bıraktı.
Gökyüzünden aşağı.
Yıldızı yoksa gökyüzünün ne anlamı vardı?
Daren etrafına baktı ve bir asır önceyi anımsadı.
Bir asır önce yetişememişti, bir asır sonra yetememişti.
Sonsuz yaşama sahipsen, sonsuz kayıplar da yaşarsın.
Daren etrafına baktı ve bir asır önceyi anımsadı.
Bir asır önce yetişememişti, bir asır sonra yetememişti.
Sonsuz yaşama sahipsen, sonsuz kayıplar da yaşarsın.
Gökyüzünden böyle görünüyor olmalıydı. Sonsuz ve sınırsız gökyüzünden bu şekilde görünüyor olmalıydık. Hepimizin başını kaldırıp baktığı ve baktığında belki umut belki huzur bulduğu manzara bize baktığında ne görüyordu? Bulutları, yıldızları, Ay'ı...
Gökyüzünden böyle görünüyor olmalıydı. Sonsuz ve sınırsız gökyüzünden bu şekilde görünüyor olmalıydık. Hepimizin başını kaldırıp baktığı ve baktığında belki umut belki huzur bulduğu manzara bize baktığında ne görüyordu? Bulutları, yıldızları, Ay'ı ve Güneş'i içine sığdıran gökyüzü bir türlü sığamayışımızı izlerken ne düşünüyordu? Saldırgan bir kötülük. Galaksiye sonsuz zaman ve mekan sığıyordu, biz bir avuç aptal kendimize dünyayı dar ediyorduk.
Beni nasıl ikna ettiğini sanıyorsun? Bana ışıkların içinde seni gösterdi, şimdi bana baktığın yüzünü. Ben seni gördüm Nova, seni bekledim. Herkes gökyüzü olmak istedi ama ben tek bir yıldız için bütün gökyüzünden vazgeçtim. Sadece seni istedim.
Beni nasıl ikna ettiğini sanıyorsun? Bana ışıkların içinde seni gösterdi, şimdi bana baktığın yüzünü. Ben seni gördüm Nova, seni bekledim. Herkes gökyüzü olmak istedi ama ben tek bir yıldız için bütün gökyüzünden vazgeçtim. Sadece seni istedim.
Size kimse anlatmadı mı? Yanan gemiler geri dönmez.
Size kimse anlatmadı mı? Dilek tuttuğunuz yıldızların çoğunun çoktan sönüp yittiğini.
Bana kimse anlatmadı, yıldızların dilek tutamayacağını.
Size kimse anlatmadı mı? Yanan gemiler geri dönmez.
Size kimse anlatmadı mı? Dilek tuttuğunuz yıldızların çoğunun çoktan sönüp yittiğini.
Bana kimse anlatmadı, yıldızların dilek tutamayacağını.