📍31 Kasım 2025
Hayaller kuruyoruz, içimizi ısıtsın diye…Ama çoğu, daha başlamadan bitmeye mahkûm.
İnsanların yüzünde tebessüm, içinde hesap;
dilinde sevgi, kalbinde iki yüzlülük.
Bugün dost görünen, yarın sırtından hançerle geçen o kadar çok...
📍31 Kasım 2025
Hayaller kuruyoruz, içimizi ısıtsın diye…Ama çoğu, daha başlamadan bitmeye mahkûm.
İnsanların yüzünde tebessüm, içinde hesap;
dilinde sevgi, kalbinde iki yüzlülük.
Bugün dost görünen, yarın sırtından hançerle geçen o kadar çok ki…
Ve biz yine de her seferinde “belki bu kez” diye kandırıyoruz kendimizi.…Çünkü umut denen şey var ya, aklımızla dalga geçen ama kalbimizi ayakta tutan en inatçı his.
Kırıldığımız yerlerden sızan acıyı bantlamayı “güçlü olmak” sanıyoruz,
oysa sadece alışıyoruz incinmeye.
Her hayal yıkıldığında içimizden bir parça “bir daha inanma” diye fısıldıyor,
ama kalp o sesi hiç umursamıyor.
Bir bakışta anlam yüklemeye,
bir kelimeyle bağ kurmaya devam ediyoruz.
Belki de sorun inanmamızda değil,
herkesin bizim kadar temiz sandığımız dünyada.
Biz samimiyeti borç, sevgiyi pazarlık sanmıyoruz ya,
işte tam da bu yüzden kaybediyoruz.
Ama bak…
Her şeye rağmen hâlâ hayal kurabiliyorsak,
hâlâ “belki” diyorsak,
bu saf değil; bu cesaret.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!