📍15 Ocak 2026
Attila İlhan’ın da dediği gibi, “Ben sana mecburum, bilemezsin.” Bu cümle, ilk okunduğunda sade bir sevda ifadesi gibi görünse de, derinlerine inildiğinde insanın içini sessizce sarsan bir anlam taşır. Çünkü burada anlatılan duygu,...
📍15 Ocak 2026
Attila İlhan’ın da dediği gibi, “Ben sana mecburum, bilemezsin.” Bu cümle, ilk okunduğunda sade bir sevda ifadesi gibi görünse de, derinlerine inildiğinde insanın içini sessizce sarsan bir anlam taşır. Çünkü burada anlatılan duygu, geçici bir heves ya da anlık bir bağlılık değil; insanın varlığına işlemiş, ondan sökülüp atılamayan bir hâlidir.
“Mecburiyet” kelimesi, aşkın en ağır biçimlerinden birini temsil eder. Sevmek bir tercih olabilir ama mecbur olmak, insanın iradesinin ötesine geçen bir durumdur. Kişi artık sevdiğini seçmez; ona bağlıdır. Onsuzluk, yalnızlık değil eksikliktir. Bu yüzden bu cümlede aşk, mutluluk veren bir duygu olmaktan çıkıp, insanı ayakta tutan ama aynı zamanda yoran bir gerçekliğe dönüşür.
Cümlenin devamındaki “bilemezsin” ifadesi ise duygunun tek taraflılığını ve anlatılamazlığını vurgular. İnsan bazı hisleri ne kadar anlatmaya çalışsa da, karşısındaki aynı derinliği taşımıyorsa o duygular eksik anlaşılır. Burada bir kırgınlık değil, daha çok sessiz bir kabulleniş vardır. Seven, anlaşılmamaya alışmıştır; çünkü gerçek bağlanış çoğu zaman yalnız yaşanır.
Attila İlhan’ın bu sözü, aşkın romantik yanından çok, insanı içten içe tüketen tarafını gösterir. Sevmenin güzelliği kadar, vazgeçememenin ağırlığını da hissettirir. Bu cümlede aşk, coşkulu bir mutluluk değil; insanın kaderi hâline gelen bir duygudur.
Sonuç olarak, “Ben sana mecburum, bilemezsin.” sözü; sevginin en derin, en sessiz ve en yalnız hâlini anlatır. Anlatılamayan, paylaşılamayan ama kalpte büyüyen bir duygunun ifadesidir. Bu yüzden bu cümle, okuyan herkesin içinde bir yerde yankı bulur; çünkü insan bazen en çok, anlatamadığı kadar sever.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!