Geri
Ana

Ana

Ana

0.0
PUAN
0
İNCELEME
11
ALINTI
Maksim Gorki’nin 1906’da sürgünde yazdığı romanı Ana, toplumcu gerçekçilik akımının başyapıtlarından biri kabul edilir. Rus proletaryasının Çarlık Rusya’sına karşı verdiği devrimci mücadelenin romanıdır. Eser, fabrikalarda zor şartlarda çalışan binlerce işçiden biri olan Pavel’in özgürlükçü fikirlerine başlangıçta korkuyla yaklaşsa da, sonradan onun ilkelerine sahip çıkarak devrimin meşalesini taşıyan kadınlardan biri olan annesi Pelageya’nın hikâyesini anlatır. 1905 Devrimi öncesi Rusya’nın toplumsal panoramasını ustalıkla yansıtan Ana aynı zamanda yeni bir düşünce ve toplumsal uyanışın simgesi haline gelmiştir.    (Tanıtım Bülteninden)  

Henüz inceleme eklenmemiş.

...insanın yaşı kırka gelip dayanmış ve yıllarca içini kemiren kurtlarla boğuşup durmuşsa onu nasıl düzeltebilirsin ki?

Biliyor musun... en çok gülenler, en çok acısı olanlardır...

İçimizde müthiş bir yaşam duygusu filizleniyor. İnsanca bir yaşam.

Acaba çocuklarını ölüme bile mutlulukla gönderen anaları ne zaman görebileceğiz?

Her şey çok değişti, evet. Ve de böyle olmalıydı. Neden değişti biliyor musun? Çünkü insan yaşamında şimdi yeni bir yürek çarpıyor anacığım. Yürekler çıkar anlaşmazlıklarıyla kırıldı; kudurmuş bir hırs hepsini örseledi; kıskançlık bütün yürekleri kemirdi; alçaklar, irinli yaralar sardı her yanlarını... İnsanların hepsi hasta, yaşamaktan korkuyor; sisler içinde şaşkın şaşkın dolaşan bir halleri var... Herkes yalnızca kendi acısını hissediyor. Derken içlerinden birisi çıkıyor, yaşamı aklın ışığıyla aydınlanıyor ve onları uyandırıyor: "Hey! Zavallı şaşkın yaratıklar,' diye sesleniyor. ‘Çıkarlarınız ortaklaşadır, birdir. Hepinizin yaşayıp gelişmeye hakkınız var, bunu anlamanızın zamanı geldi artık.' Yalnızdır bu adam, bu yürekli ses, onun için böyle haykırıyor, dostlara ihtiyacı var; yalnızlık içinde hüzün duyuyor, üşüyor. Çağrısı yetişiyor; yüce yüreklerin hepsi bir oluyor, bir gümüş çan gibi, kocaman, engin duygulu tek bir yürek meydana geliyor. Bu çan ne diyor bize, bilir misiniz? ‘Ey insanlar birleşin. Tek bir aile halinde bir araya gelin! Yaşamın kaynağı sevgidir, kin değil!' İşte kardeşler, bu çanı duyuyorum ben!

Yaşamın kaynağı sevgidir, kin değil!

Dünya adaletsizlikten ve acıdan usandı, bitti tükendi.

Kim bilir, insanları bekleyen daha nice acılar vardır. Kim bilir, daha nice zaman kanlar dökülecek. Benim acılarım, benim kanım yüreği benimle birlikte atanların yanında fazla bir değer taşımıyor. Ben pırıl pırıl ışık saçan bir güneş kadar zengin hissediyorum kendimi. Dayanamayacağım hiçbir acı yok artık. Ve içimde hiç kimsenin hiçbir zaman yok edemeyeceği güçlü bir ışık var. Bu ışık her şeyden daha güçlü.

Bütün insanlara sevgiyle bakabileceğimiz günlerin bir an önce gelebilmesi için şu anda bazı insanlardan iğrenmemiz gerekiyor. Hayatın çarkını durmaya çalışanları, para için insanları ve kendi ruhlarını satanları yok etmek gerekiyor. Namuslu insanların doğru yolu üzerinde pusu kurmuş, onları avlamayı bekleyen birini yok etmezsem, onun suçuna ortak olurum.

İnsanları korkutup ahmaklaştırıyorlar, gözlerini kör ediyorlar, sonra birbirlerine kırdırıyorlar. İnsanları sopa, taş, silah haline sokuyorlar ve buna da uygarlık adını veriyorlar.

... insanın kendi davranışlarının sorumluluğunu yüklenmesi gerek. Kendi sorumluluğunu başkalarına yükleyecek şekilde iş görmek kötü bir şey!