Geri
Felice'ye Mektuplar

Felice'ye Mektuplar

Felice'ye Mektuplar

0.0
PUAN
0
İNCELEME
6
ALINTI
Kafka ve Felice'nin mektuplaşmaları 1912'de Max Brod'un babasının evinde tanışmalarıyla başlar ve Kafka'nın verem teşhisini öğrenmesiyle düştüğü karamsarlığın da etkisiyle 1917'de son bulur. İki kez nişanlanıp sonunda ayrılıkla biten bu ilişki esas olarak bir mektuplaşma ilişkisidir. Felice ile beraberliğinin ilk dönemlerinden itibaren Kafka'nın üretkenliğinin artmış olduğunu ve bir yazar olarak giderek büyüyen bir saygınlığa eriştiğini görüyoruz. Yargı, Dönüşüm, Amerika, Dava, Yasa Önünde, Ceza Kolonisinde gibi başyapıtları hep bu dönemin ürünleridir. Mektuplar sayesinde bu eserlerin yaratılma süreçlerinde yazarın sancılarına, ıstıraplarına tanıklık ediyor, onun dünyaya ve dolayısıyla edebiyata yönelttiği keskin bakışlarıyla eriştiği gerçeklikleri bir nebze de olsa duyumsayabiliyoruz. (Tanıtım Bülteninden)Sayfa Sayısı: 720Baskı Yılı: 2016Dili: TürkçeYayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları

Henüz inceleme eklenmemiş.

Bazen sana olan özlemim beni altüst ediyor [...] seni düşündüğümde ise çoğu zaman dişlerimi sıkıyorum.

Hayır, seninle yalnız kalmayı senin hayal ettiğin gibi hayal etmemiştim. İmkansızı istiyorsam, onu bütünüyle isterim. Tamamen yalnız, sevgilim, bu dünyada tamamen yalnız olmamızı, gökyüzünün altında tamamen yalnız olmamızı ve hayatımı, senin olan hayatımı, dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak ve tam bir konsantrasyonla, sana odaklanarak yaşamayı istedim.

Öğrendiklerimi, okuduklarımı, yaşadıklarımı veya duyduklarımı, insanları veya olayları hatırlamıyorum; hiçbir şey yaşamadığımı, hiçbir şey öğrenmediğimi, aslında ortalama bir okul çocuğundan daha az şey bildiğimi ve bildiklerimin yüzeysel olduğunu, her ikinci sorunun benim için anlaşılmaz olduğunu hissediyorum. Bilinçli düşünme yeteneğim yok; düşüncelerim duvara çarpıyor. Şeylerin özünü tek başına kavrayabiliyorum, ancak tutarlı, kesintisiz düşünme yeteneğim yok. Doğru düzgün bir hikaye bile anlatamıyorum; aslında, neredeyse konuşamıyorum bile.

İnsanları ya oldukları gibi kabul etmek ya da oldukları gibi bırakmak gerekir. Onları değiştiremeyiz, sadece dengelerini bozabiliriz. Sonuçta insan, tek tek parçalardan oluşmaz ki, tek bir parçası çıkarılıp yerine başka bir şey konulabilsin.

Sizi acı çektirmek kesinlikle niyetim değildi, ama yine de acı çektirdim; elbette sizi acı çektirmek asla niyetim olmayacak, ama her zaman acı çektireceğim.

Sen aynı anda kalbimin hem sükuneti hem de karmaşasısın; bu haldeyken kalbimin nasıl attığını bir düşün.