Hafız Divanı - Hasan Ali Yücel Klasikleri
Hafız Divanı - Hasan Ali Yücel Klasikleri
Henüz inceleme eklenmemiş.
Yolumuz karanlıklar diyarına düştü... nerde bir yol gösteren Hızır? Mahrumiyet ateşi suyumuzu, selimizi kurutacak.
Güzelliğin daima artıp dursun... yüzün her yıl lale gibi kıpkırmızı olsun!
Başımızdaki aşkının hayali gün geçtikçe artsın!
Âlemdeki bütün güzellerin boyları, senin boyuna karşı eğilsin, bükülsün!
Yeşillikte bitip alabildiğine boy atan selvi, senin elif gibi düzgün boyuna karşı nun gibi eğilsin!
Sana meftun olmayan göz, gözyaşı incileri gibi kana gark olsun!
Gözüm, gönül alıcılıkta türlü türlü sihirlere üstat kesilsin;
Nerde bir kabiliyetli gönül varsa, gamına düşsün, sabrı, kararı kalmasın!
Aşkından hali olan gönül, vuslatının halkasından çıksın!
Hafız’ın canı olan o lal dudakların, aşağılık adamların dudaklarından uzak olsun.
Ben daha gönlünün iradesini Şirin’in dudağına verdiği gün
Ferhat’tan ümit kesmiştim.
Cihan, görünüşte güzel bir gelin...
fakat o gelini alan ömrünü nikâh parası olarak verir!
Rüzgâr dün gece sefere giden sevgiliyi hatırlattı. Ben de ne olursa olsun, artık gönlümü yele vereceğim!
Aşk sahrasının yokuşu da tuzak, inişi de.
Yarabbi, Leyla’nın devesini çeken ve ay beşiğini bile hükmünde tutan devecinin gönlüne bir ilham ver de Mecnun’a da bir uğrasın!
Öyle yaşa ki; ölüp toprak bile olsan, üstüne uğrayanın hatırına senden bir toz bile konmasın.
Artık sözcüklere inanmıyorum sözcükler yanıltıyor